15 Ocak 2018 Pazartesi

Film Eleştirisi: Muhteşem Showman (2017) / Film Review: The Greatest Showman (2017)

Merhaba sevgili okurlar!

Hi dear readers!

Henüz filmi izlememiş kesimdenseniz, muhtemelen neden bu filmin bu kadar konuşulduğunu merak ediyorsunuzdur. O yüzden size hemen izlemenizi tavsiye ediyorum çünkü sonrasında neden bu kadar sevildiğini anlayacaksınız.

If you are one of those who still haven't seen the film yet, you might be probably wondering what's this buzz all about. Well, I suggest you see it right away, then you'll understand why it is appreciated this much.


Bir müzikal aşığı olarak kesinlikle bu filme gitmeliydim ve oyuncular da dikkatimi çekmişti zaten. Hugh Jackman, Zac Efron, Michelle Williams, Rebecca Ferguson, ve Zendaya önde gelen isimler filmde. Michael Gracey tarafından yönetilen film Jenny Bicks ve Bill Condon tarafından yazılmış.

As a keen lover of musicals, I had to go to the cinema and the cast also caught my attention. Hugh Jackman, Zac Efron, Michelle Williams, Rebecca Ferguson, and Zendaya are the leading names of the film. It's an American film directed by Michael Gracey, written by Jenny Bicks and Bill Condon.


Bu filmi diğer müzikallerden farklı yapan şey ise yaklaşık son 30 yılda, La La Land hariç, orijinal müzikal yapılmamasıydı. Bu film ise bunu başardı ve Phineas Taylor Barnum (5 Temmuz 1810 - 7 Nisan 1891) hakkında sıfırdan bir müzikal yarattı. Bu yüzden insanlar Broadway'de bu müzikali görmek istedi. Tamamen orijinal bir hikaye ve film müziği ile başarı elde etti.

What made it different from the other musicals was that in the last almost 30 years, except for La La Land (2016), there weren't any original musicals. However, this one created a unique musical about Phineas Taylor Barnum (July 5, 1810 – April 7, 1891). That's why people demand to see it on Broadway. It achieved a significant breakthrough with an original story and an original soundtrack.


Müzikale geçmeden önce, biraz Phineas Taylor Barnum hakkında konuşmak istiyorum çünkü internette adını arattığınızda aslında onun dışlanmış insanları bir araya getiren bir kahraman olmaktan ziyada kapitalist bir sömürücü olduğunu görüyoruz. Bethel, Connecticut'ta doğan Barnum büyük bir aileden geliyor. 25 yaşında gösteri hayatına şovmen olarak başlıyor ve ilk sergilediği kişi Joice Heth isimli kör ve neredeyse tamamen felçli bir köle kadın oluyor. Onu 161 yaşında ve George Washington'ın süt annesi olarak yanlış bir şekilde halka tanıtır Barnum. Giderek ünlenir ancak bir yıl sonra kadın ölür. Halkın ilgisini daha da çekmek için 50 cent'ten bilet satarak canlı otopsi yapacağını söyler kadın üzerinde ve 1500 seyirciye ulaşmayı başarır. Binayı, gösterileri ve sergileri giderek artıran Barnum artık en popüler gösteri merkezine sahip olur. İlgi çekmek için her şeyi yapan biri haline gelmiştir. Görünüşü ya da davranışları garip olan insanları bir araya toplayarak ilgi çekti ancak bazı seyirciyi de kendinden uzaklaştı çünkü bunu bir gösteriden ziyade küçük düşürücü gördüler. Kalp krizinden evde 1891'de ölen Barnum yine de hayaline ulaşmış oldu çünkü bu kadar yıldan sonra hala kendisinden ünlü bir şovmen olarak bahsedebiliyoruz.

Before we get to the musical, I'd like to take some time to talk about Phineas Taylor Barnum because when you search him on the internet, you see that he was actually a capitalist exploiter rather than a romantic hero bringing together all the outcasts. He was born in Bethel, Connecticut and he comes from a big family. When he was 25 years old, he began his career as a showman and his first exhibition was about a blind and almost completely paralyzed slave woman, Joice Heth, with the false claim that she was the 161-year-old wet nurse of George Washington. Barnum's career as a showman took off but a year later she died. To increase the satisfaction of the public demand, he set up a public autopsy in front of 1500 speactators with Barnum charging fifty cents admission. Barnum improved the attraction, upgrading the building and adding exhibits, and it became a popular showplace as he wanted it to be. He did everything in his power to draw attention. He hired "freaks", people with something extraordinary about their appearance or behaviour. Everything he did aroused curiosity but it also pushed some people away since it felt deprecating. Barnum died from a stroke at home in 1891 and we can say that he achieved his dream of being remembered as a showman even after decades.


Barnum hikayesini geride bırakırsak şunu söyleyebilirim ki film gerçekten onu övüyor ama aslında övdüğü kişi kurgu bir karakter, Barnum'un kendisi değil. Gerçek bir hikayeden esinlenilmiş olsa da tam anlamıyla bir biyografi niteliği taşımıyor. Aktörler ve yönetmen kendi kurgularını hayal gücü vasıtasıyla yaratıyor. Bu yüzden Hugh Jackman tarafından canlandırılan P. T. Barnum karakterinde bir sorun görmüyorum. Aksine içimizdeki hırslı insana sesleniyor. Hepimiz istediğimiz kişi olabilir miyiz? Hayallerimize ulaşmak için ne yapmalıyız? Nelerden fedakarlık etmemiz gerekir? Filmin sonuna kadar bu soruları kendinize soruyorsunuz. Her şey çok hızlı oluyor ve gerçekten aşırı eğlenceli bir film. Barnum'un yaptıkları belki güzel şeyler değildi ama salondan hepimiz eğlenmiş bir şekilde ayrıldık. Film sizlere eğlence, birçok güzel müzik, uyumlu harika bir ekip ve sonunda da biraz gözyaşı sunuyor (doğrusunu söylemek gerekirse ben çok ağladım). 

Leaving the Barnum story behind, I should say that this film does in a way praises him but they praise the character they reflect in the film. Even though it might be based on a true story, it can never be that biographical, it is a fiction where the director and the actors can add their own imagination. Therefore, I see nothing wrong with that. P. T. Barnum played by Hugh Jackman, actually addresses to the ambitious person in all of us. Can we all become who we want? What does it take to achieve our dreams? What sacrifices should we have to make? You ask these questions to yourself until the very end. In the film, everything happens so fast and it is literally entertaining. Well, give the devil his due, even if what Barnum was doing might sound wrong, we all left the room quite entertained. The film offers you joy, lots of great music, well-matched cast and tears at the end (I cried a lot to be honest). 


Altın Küre Ödülleri'nde müzikal dalında "En İyi Film", "En İyi Aktör" ve "En İyi Orijinal Şarkı" kategorilerinde aday oldu ve sonuncuda ödülü kaptı. Keala Settle tarafından söylenen "This Is Me" isimli şarkı geçrekten gaza getiren bir şarkı ve filmden çıktığımdan beri yaptığım tek şey film müziklerini başa sarıp defalarca dinlemek.

In the Golden Globe Awards, The Greatest Showman was nominated for Best Motion Picture – Musical or Comedy, Best Actor in a Motion Picture – Musical or Comedy and Best Original Song – Motion Picture, winning the latter. "This Is Me" performed by Keala Settle is really an enthusing song and I've been listening to the soundtrack album over and over again since the moment I left the cinema.

Bir an önce filmi görmenizi öneriyorum çünkü Muhteşem Showman şarkısının açılışta da dediği gibi, "Baylar ve bayanlar, işte beklediğiniz an geldi". Bana sonra teşekkür edersiniz.

I recommend you to see it as soon as possible, because as the opening lyrics of The Greatest Showman would say, "Ladies and gents, this is the moment you've waited for". You can thank me later.

İyi eğlenceler!

Have fun!