Müze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2024 Cumartesi

Marsilya Seyahati (Marseille Trip) 2024

Hello from the city of soap and lavender! 😊

Welcome to Marseille, a sunny city in the south of France! It's a place where you can walk through old streets, smell delicious food, and see amazing views. In this blogpost, we'll explore the colorful neighborhoods, visit famous sights, and taste yummy dishes. From the busy old port to the peaceful beaches, Marseille has lots to offer. Let's explore this wonderful city together!


I stayed there for 4 days 3 nights with my friend. It is a convenient period of time to visit all the places you want to see when you are in Marseille. We found a room through Booking and stayed near the Vieux Port which was also quite suitable when it comes to walking around and going back home since buses do not serve after a certain time. We bought "Le Ticket" from machines and selected "72 hours" long ticket which allows you to use it as many times as you like for 72 hours for any type of transportation. You should also buy a different ticket when you land from Ticket Offices for L91 shuttle to get to St. Charles.


Things to do in Marseille

Visit Vieux Port: This is called the "old port" of Marseille. It has a lively atmosphere with colourful boats which makes it a great place to walk.

Walk the streets: There are a lot of charming streets that give you warmth and you can explore some shops and cafes in these hidden spots.

Watch out for pop-up markets: It was wonderful to come across pop-up markets at Vieux Port. One day you can see flowers and one day you can be welcomed by the smell of soap & lavender and if you are lucky enough, you may try out cheese and some other delicious food.

Explore the soap museum: The museum is called "La Savonnerie Marseillaise de La Licorne" and you can see the details here. The entrance is 2,5 Euros and they also give you a bar of soap for free.


What to see in Marseille

Notre-Dame de la Garde: Visit this famous basilica for its amazing views of the city.


Palais Longchamp: Explore this historic building and it is is not only a beautiful monument but also holds significant importance in Marseille's history. Built in the 19th century, it was commissioned to celebrate the completion of the Canal de Marseille, which brought much-needed water to the city. Marseille had long faced water shortages and sanitation issues, and the construction of the canal and reservoirs at Palais Longchamp helped alleviate these problems, ensuring a more reliable water supply for the growing city.


Cathédrale de la Major: Take a look at Marseille's biggest cathedral, known for its impressive design and sincere atmosphere.


Parc Borely: Enjoy a relaxing day in Parc Borely, a beautiful park located in the south of Marseille. 


Ville Charité: Explore Ville Charité, a historic site known for its significance in Marseille's cultural heritage. Dating back to the 17th century, Ville Charité served as a charitable institution providing aid to the city's less fortunate residents. Its architecture reflects the compassion and community spirit that have shaped Marseille's identity over the centuries, making it an important symbol of social solidarity.


Where to eat in Marseille

Since I'm a vegetarian, I cannot really offer you any place for all the dishes but I certainly recommend the restaurants around Place Thiars with the fountain. I had a cheese board along with a bottle of house wine at Le Caribou and it was satisfactory. I also recommend Splendido which is an Italian restaurant that belongs to Big Mamma's Group. For breakfast, I can recommend you Bring Me My Coffee, Biba and Cafe La Muse.




What to buy in Marseille

Marseille Soap: Buy some authentic Marseille soap, made from olive oil and with some lovely scents from green tea to almond.

Lavender Sachets: Capture the fragrance of Provence with lavender sachets, perfect for keeping clothes and linens smelling fresh.

Local Delicacies: Treat yourself to some local treats like olive oil, marmalade, herbs, or sweets to remember your trip.


Bon voyage & au revoir!


---


Sabun ve lavanta kokulu şehirden merhaba! 😊

Fransa'nın güneyinde güneşli bir şehir olan Marsilya'ya hoş geldiniz! Burası tarihi sokaklarında keyifle dolaşabileceğiniz, lezzetli yemeklerin kokusunu alabileceğiniz ve harika manzaraları görebileceğiniz bir yer. Bu blog yazısında, Marsilya'nın renkli mahallelerini keşfedecek, ünlü yerlerini ziyaret edecek ve lezzetli yemekleri nerede tadacağımızı öğreneceğiz. Kalabalık limanından sakin sokaklarına kadar, Marsilya'nın keşfedilecek çok yeri var. Şimdi bu şehri birlikte keşfedelim!


Arkadaşımla birlikte 4 gün 3 gece orada kaldım. Marsilya'dayken görmek istediğiniz tüm yerleri ziyaret etmek için bu uygun bir süre. Booking üzerinden bir oda bulduk ve Vieux Port'a yakın bir yerde kaldık, bu da yürüyerek gezmek ve eve dönmek için oldukça uygundu çünkü belirli bir saatten sonra otobüsler çalışmıyordu. Makinelerden "Le Ticket" adlı bir bilet aldık ve 72 saatlik bir bilet seçtik, böylece 72 saat boyunca ulaşım için istediğimiz kadar kullanabildik. Ayrıca, havaalanına indiğinizde St. Charles'a gitmek için L91 shuttle'ına binmeniz, bunun için de bilet ofislerinden farklı bir bilet satın almanız gerekiyor.

Marsilya'da Yapılacak Şeyler

Vieux Port'u ziyaret edin: Marsilya'nın "eski limanı" olarak adlandırılan bu yere gitmelisiniz. Renkli teknelerle dolu canlı bir atmosfere sahip olduğu için burası gezerken size çok keyif verecek.

Sokaklarda gezin: Samimi hissettiren birçok şirin sokak var ve bu arada kalan bu gizli noktalarda farklı dükkanları ve kafeleri de keşfedebilirsiniz. Ara sokaklarda kaybolmak keyifli 😊

Pazarları keşfedin: Vieux Port'ta pazarlara denk gelmek çok güzeldi. Bir gün çiçek satanları görebilir, bir gün sabun ve lavanta kokusuyla karşılanabilir, şanslıysanız da peynir ve diğer lezzetli yiyecekleri deneyebileceğiniz bir pazar ortamına denk gelebilirsiniz.

Sabun müzesine gidin: Müze "La Savonnerie Marseillaise de La Licorne" olarak adlandırılıyor ve detayları burada görebilirsiniz. Giriş ücreti 2,5 Euro ve size ücretsiz bir sabun barı da veriyorlar.


Marsilya'da Gezilecek Görülecek Yerler

Notre-Dame de la Garde: Bu ünlü bazilika şehrin sembolü ve en üste çıktığınızda harika bir şehir manzarası sizi bekliyor.

Palais Longchamp: Bu tarihi yapı Marsilya'nın tarihinde önemli bir yere sahip. 19. yüzyılda inşa edilen bu yapı, Marsilya'nın uzun süredir yaşadığı su sıkıntılarını ve hijyen sorunlarını hafifletmeye yardımcı olan Canal de Marseille'nin tamamlanmasını kutlamak için yapılmış. Marsilya uzun süre su ve hijyen sıkıntısı çekmiş. Palais Longchamp'taki kanal ve su depolarının inşası, bu sorunları hafifletmeye ve şehrin büyümesi için daha güvenilir bir su kaynağı sağlamaya yardımcı olmuş.

Cathédrale de la Major: Marsilya'nın en büyük katedrali olarak biliniyor, etkileyici tasarımı ve güzel bir atmosferi var.

Parc Borely: Marsilya'nın güneyinde bulunan bu güzel parkta dinlenmeyi ve doğanın tadını çıkarmayı atlamayın derim.

Ville Charité: Marsilya'nın kültürel mirasındaki önemiyle tanınan tarihi bir alan. 17. yüzyıla dayanan Ville Charité, şehrin durumu kötü olan sakinlerine yardım sağlayan bir hayır kurumu olarak hizmet vermiş. Mimari yapısı, yüzyıllar boyunca Marsilya'nın kimliğini şekillendiren toplumsal dayanışma ruhunu yansıtıyormuş, bu da onu sosyal dayanışmanın önemli bir sembolü haline getirmiş.


Marsilya'da Nerede Yenir

Ben vejetaryen olduğum için, size bu tarz yemekler için genel bir yer söyleyemem ama kesinlikle Thiars Meydanı'nın çevresindeki restoranları öneriyorum. Ben peynir tabağı ve ev yapımı şarapla Le Caribou'da gayet tatmin oldum. Ayrıca, Big Mamma'nın bir parçası olan Splendido'yu da tavsiye ederim. Kahvaltı için de Bring Me My Coffee, Biba ve Cafe La Muse öneririm.



Marsilya'da Hediyelik Ne Alınır

Marsilya Sabunu: Zeytinyağı ile yapılmış ve yeşil çaydan bademe kadar pek çok esansı olan otantik Marsilya sabunlarından satın alabilirsiniz.

Lavanta Keseleri: Hem güzel kokulu hem işlevli bir hediyelik eşya. Kendinize alabilirsiniz ya da arkadaşlarınıza da hediye edebilirsiniz.

Yerel Lezzetler: Seyahatinizi hatırlamak için zeytinyağı, reçel, otlar veya tatlılar gibi yerel lezzetlerden kendinize biraz alın.

Bon voyage & au revoir!

28 Ocak 2015 Çarşamba

Erasmus Günlüğü - 3

     Yine kendime bu kadar arayı açmayacağıma dair söz vermiş ve tutamamış bulunmaktayım. Hem gezmek hem yazmak düşündüğümden zor çıktı ancak bu gönderiyi daha fazla ertelemiyorum ve neredeyse bir aydır ne yaptıysam sizinle paylaşıyorum. İyi okumalar :)

     Daha önceki yayınlarımı okuduysanız üniversitemin Canterbury'de olduğunu hatırlarsınız. Otobüs ile Londra'ya uzaklığım iki saat sürüyor ancak derslerimin yoğunluğundan dönem boyunca gel-git yapmanın yorucu olacağını düşünerek bir aylık kış tatilime ertelemiştim bunu. Derken 19 Aralık'ta okulum kapandı ve gezmelerim başladı :)

     İlk olarak her turist gibi London Eye ve Big Ben görmeye gittim. Gerçekten atmosferi çok güzel. Arabalar, otobüsler ve taksiler gelip geçse de ordaki Westminster köprüsü asla kalabalık olmuyor. Zaten Londra ile İstanbul'u karşılaştırdığınızda Londra'da daha az trafik var, kirlilik yok ve gürültü yok. O yüzden gelince dönmek istemiyorsunuz. En kalabalık hali bile İstanbul kadar olmuyor. Ayrıca ulaşım genelde metroyla ve otobüsle yapıldığından bir sürü otobüs ve bir sürü metro yolu bulunuyor. İstanbul'da ise bildiğiniz gibi trafik kurallarını hiçe sayan minibüsler, taksiler vb. pek çok araç trafiği katlederek insanların sinirlerini de yıpratıyor. O yüzden İngiltere'ye gelince dönmek istemiyorsunuz :) Arabalar yaya olarak bana yol verince şaşırdım, o derece.




     Daha sonraki günlerde de gezilebilecek her yere gitmeye çalıştım. Tower Bridge gibi ünlü köprüleri gezdim, Tower of London'a gittim, Piccadilly ve Oxford gibi meşhur meydanlarda dolaştım ve tabii ki müzeleri de unutmadım.



     Bir çikolata delisi olduğum için Piccadilly'deki M&M's World London'da kendimi kaybettiğimi söyleyebilirim. Dört katlı ve kocaman bir yer. Çikolatası haricinde giyim ve ev ürünlerine kadar pek çok ürünlerini bulma imkanınız var. Ayrıca Piccadilly hep hareketli bir yer ve saatlerce o hareketi oturup sıkılmadan seyredebilirsiniz. M&M's World dışında Cool Britannia gibi hediye dükkanları, publar vb. yerler de meydanda mevcut. 






     Piccadilly'den sonra en beğendiğim yer Oxford Street oldu kesinlikle. Bir yere benzetmek gerekirse bizim Nişantaşı gibi diyebiliriz. Özellikle yılbaşına doğru ışıl ışıl bir hal aldı sokak. Sağlı sollu mağazalarla dolup taşan bu caddede hangi mağazaya giderseniz gidin ama meşhur Primark'a uğramadan dönmeyin derim :)




     Londra'ya gelmişken müzikal de izlemek şart :) Her sokakta neredeyse bir müzikal binasına denk geliyorsunuz. 


     National Gallery, British Museum, Sherlock Holmes Museum, Madame Tussauds gibi gezecek pek çok sergi/müze/galeri mevcut. Bazıları ücretli bazıları ücretsiz. Yine de hepsini gezip o atmosferi yaşamak gerekiyor diye düşünüyorum. Ayrıca Madame Tussauds'daki heykellerin bazıları o kadar gerçekçi ki hareket edecek mi acaba diye düşünüyor insan bazen. British Museum'da ise eski uygarlıklardan Antik Mısır katı beni en çok etkileyen kat oldu. Mumyalar, lahitler, kullandıkları eşyalar ve bir sürü şey hayranlık uyandırıcıydı.







     Bir sinema düşkünü olarak London Film Museum'a da ayrı bayıldım. "Bond in Motion" temasıyla bütün Bond serilerindeki arabaları, kullanılan eşyaları, senaryoları vb. şeyleri sergiye çıkarmışlardı. 




     O kadar çok yer gezip gördüm ki hepsini ne bloguma ne de bu yayınıma sığdırabilirim maalesef :) Umarım herkes bu deneyimleri yaşama fırsatı edinir. Birkaç fotoğraf daha ekleyip vakit ayırdığınız için teşekkür ederek bu yayınımı noktalıyorum. Yine derslerim yoğunlaşmaya başladığı için bir sonraki yazım ne zaman olacak bilemiyorum, o yüzden takipte kalın :) Sevgiler.







NOTLAR

  • Yeni yıla Londra'da girmek harika bir tecrübeydi. Meydanda o kalabalıkla beraber havai fişek gösterisini seyrettim ve kesinlikle yıllar geçse de unutmayacağım sanırım.
  • Madame Tussauds gibi yerlere gitmeden önce bilet fiyatlarına internetten bakmayı unutmayın. Daha ucuza getirebilirsiniz gezilerinizi.
  • İngiltere'de bir ilk olan ve "Kickstarter" projesi olan "Cereal Killer Café"ye mutlaka uğrayın. 100'den fazla çeşit mısır gevreği, süt seçimi imkanı,ek malzeme seçenekleriyle ve nostaljik mekanıyla altı öğün mısır gevreği yemek isteyeceksiniz.
  • Parklar o kadar güzel ki insan hayret ediyor. İstanbul'daki gibi çekirdek çitleyenler ya da yere çöp atanlar yok. Mangal ise hiç yok! Bir kez daha düşündürüyor sizi bu durum. İstanbul'daki bu kirliliğe acil çözüm bulunmazsa içinden çıkamayacağız.
  • Gittiğiniz her yerden ufak da olsa hediyelik bir şeyler alın kendinize. Sonra hatırlamak isteyeceksiniz bu anları :)
  • Benim gibi büyümeyen bir ruha sahipseniz Oxford Street'te kesinlikle Hamley's gezmeniz şart. Kat kat eğlence dolu bu mağazada kendimi saatlerce kaybetmişliğim var.
  • 25 Aralık'tan sonraki gün Boxing Day olarak geçiyor ve o gün her yerde büyük miktarda indirim yapılıyor. En pahalı dükkanlarda da, outlet mağazalarda da indirime rastlıyorsunuz. Alışverişlerinizi bu güne bırakmayı tercih edebilirsiniz ancak kalabalığı ve erkenden sıraya girmeyi de göze almalısınız. Yine de pişman olmazsınız. Disney Store'dan 15 pound değerindeki bir tişörtü daha sonra 5 pound'a alabildim örneğin. (Evet, hiç büyümüyorum ve Disney Store geziyorum.)
  • Toplu taşımada insanların birbirlerine gösterdiği saygının keşke yarısını İstanbul'da görebilsek. İnerken ya da binerken yol verme, yardım etme gibi görgü kuralları uygulanırken İstanbul'da malumunuz ite kaka binilir ya da inilir. İşte bunlar görülünce insan beyin göçünün neden arttığını anlıyor. Her ne kadar yaşadığım yeri kötülemek istemesem de fark edince belirtmeden edemiyorsunuz.
  • Primark eğer bir bavulla ülkeye gelmişseniz üç bavulla sizi döndürecek bir mağaza. Ürünlerin kalitesi ve ucuzluğu baş döndürücü. Alışverişkolik olmasanız da burada olmanız mümkün. Her ülkeye kargoyla gönderime başlarlarsa şahsen en kıdemli müşterileri olacağıma eminim.